Kahvenin Serüveni

Creatölye Coffee Academy / Kahvenin Serüveni

KAHVE

Kahve, kökboyasıgiller (Rubiaceae) familyasının Coffea cinsinde yer alan bir ağacın verdiği kırmızı meyvelerin içindeki çekirdeklerin, kabuklarından arındırıldıktan sonra kavrulup, öğütülerek çeşitli demleme teknikleriyle sade olarak, suyla veya sütle karıştırılarak elde edilen içecektir.

Botanik olarak ele almak gerekirse yetişebileceği alan sınırlı olmakla birlikte deniz seviyesinin 30. metresi itibariyle karşımıza çıkar. Yabânî olarak yetişen kahve ağaçlarının boyları 5 ile 7 m arasında değişirken kültür olarak yetiştirilenlerin boyları 2-3 metreyi geçmez. Yeni dikilen bir kahve ağacı yaklaşık üç yıl sonra meyve vermeye başlar ve uzun yıllar devam eder. Tropik bölgelerde yetişen kahve ağacı nemli ortamları sever.

KAHVENİN TARİHİ

Dağlarında halen doğal, aşılanmamış, yabani halleriyle yetişen kahve ağaçları bulunmasından dolayı Etiyopya kahvenin anavatanı olarak kabul edilmektedir. Efsaneye göre kahvenin keşfi çoban Kaldi ve keçilerine aittir. Keçiler bir ağacın meyvesini yedikten sonra daha enerjik olup sabahlara kadar uyumuyorlarmış. Kaldi bu meyveleri toplayıp dervişlere götürmüş ve kendisini dinleyen derviş, çekirdeklerin marifetlerini onaylamadığı için çekirdekleri önünde bulunan ateşe atmış. Çıkan kokuyla birlikte ilgisi artan derviş kavrulan çekirdekleri öğütmüş ve özünü bırakması için suda kaynatmış.Bizim bildiğimiz haliyle kahve böyle doğmuş.

Kahvenin keşfedilmesinin üzerinden çok geçmeden kahve Yemen ve Arabistan’a yayıldı. İlk kahve ticaretini yapan Araplar, kahve çekirdeklerini kaynatıp satarak başka yerlerde yetiştirilmesini önlüyorlardı. 1600’lü yılların başında, bir Sufi, kahve çekirdeklerini Yemen’den Hindistan’a kaçırdı.Bu şekilde kahve Dünya’ya yayılmış oldu.

KAHVENİN ETİMOLOJİSİ

Kahvenin isminin etimolojik tarihi hakkında birçok kesin olmayan görüş olmasına rağmen, ilk keşfedildiği yer olan Etiyopya’nın güneybatı şehri Kaffa’ya fonetik benzerliği sebebiyle sözcüğün bu isimden türediği düşünülmektedir. Fakat bu ülkede kahve ağacına, kahve meyvesine ve bu meyveden yapılan içeceğe bün/bunn denildiğinden pek sağlıklı bir bilgi değildir.

En yaygın ve en fazla kaynak tarafından doğrulanan inanışa göre Arapçada qahwa (قهوة) kelimesinden gelir. Qahwa kelimesini Araplar, kahveyi henüz tanımıyorken, keyif veren içki, şarap ve koku anlamında kullanmaktaydı. 14. yüzyılla birlikte bugünkü anlamına kavuşan kelime Türkçede “kahve”ye dönüşmüş, buradan da Avrupa’ya café, caffe, koffie, kahvi, kawa, kopi, kaffee, coffee şeklinde gelmiştir.

KAHVE TÜRLERİ

Araştırmaların devam etmesiyle birlikte şuana kadar keşfedilen 124 türü vardır. Arabica ve Robusta en çok bilinen iki tanesi olmakla beraber en çok tarımı yapılan iki türdür. Robusta 19. yüzyılda Belçika Kongosu, günümüzün Demokratik Kongo Cumhuriyetinde keşfedildi. Alçak yüksekliklerde büyüyen, zor olanaklara karşı dirençli bir kahve türüdür. Yetiştirmesi fazla ilgi istemez, bu yüzden maliyeti düşüktür. Ama tadı daha acımsıdır ve kafein oranı Arabicaya göre daha yüksektir.Arabica ise kahvenin anası olarak nitelendirilir. Daha naziktir, yüksek bölgelerde yetişir. Robusta’ya göre daha lezeztlidir. Kahve sektöründe Robusta hakkında bir tanımlamaya göre; kötü yetiştirilmiş Arabica kahve, en şekilde yetiştirilmiş ve işlenmiş Robusta’dan daha iyidir.